top of page

YAŞASIN 8 MART! Genel İş üyesi emekçiler; esnek çalışmaya, şiddete, savaşa, laiklik karşıtı uygulamalara, vergi adaletsizliğine karşı alandaydı

Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle Genel-İş üyesi emekçi kadınlar, talepleriyle alandaydı. Genel İş sendikası Manisa şubesinin çağrısıyla Sultan Camii önünde toplanan emekçiler, buradan Manolya meydanına yürüdü ve basın açıklamasını gerçekleştirdi. “Savaşa Hayır, Krizin Bedeli Patronlara, Eşit İşe Eşit Ücret, Laik Yaşam Özgür Kadın” başlıklarının öne çıktığı açıklamayı şube başkanı Özgür Genç okudu.


Fotoğraf: Manisa İşçi Durağı
Fotoğraf: Manisa İşçi Durağı

Basın açıklaması metnini paylaşıyoruz:

Bugün, kadınların emeği, eşitliği ve özgürlüğü için yürüttüğü tarihsel mücadelenin günüdür. 8 Mart yalnızca bir anma günü değil; sömürüye, eşitsizliğe, şiddete ve ayrımcılığa karşı sesimizi yükselttiğimiz, haklarımız için yan yana geldiğimiz bir mücadele günüdür.

Buradan, dünyanın her yerinde hakları ve hayatları için grevlerde, direnişlerde ve mücadelelerde en ön saflarda yer alan tüm kadınlara ve direnişçi işçilere selam gönderiyoruz. Selam olsun hakları için direnenlere, selam olsun bir adım geri atmadan mücadele edenlere. Selam olsun!


BİRLEŞE BİRLEŞE KAZANACAĞIZ

Bugün kadınlar olarak daha düşük ücretlerle, güvencesiz ve esnek koşullarda çalıştırılıyoruz. Evdeki görünmeyen emek yükü omuzlarımızda. Eşit işe eşit ücret hâlâ en temel taleplerimizden biridir. Kadın emeğinin değersizleştirilmesine, güvencesizliğe ve ayrımcılığa mahkûm edilmesine razı gelmeyeceğiz. İşyerlerinde eşit ve adil çalışma koşulları ile yasaların ve sözleşmelerin eksiksiz uygulanmasını istiyoruz.


EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET İSTİYORUZ

Biz kadınlar yalnızca işyerinde değil, yaşamın her alanında eşitsizlikle karşı karşıyayız. Bakım yükü kamusal bir sorumluluk olmak zorundayken bizlerin omuzlarına bırakılmıştır. Kreşlerin yaygınlaştırılması, yaşlı ve hasta bakımının kamusal olarak sağlanması biz kadınlar için zorunluluktur. Güvencesizliğe, yoksulluğa ve şiddete karşı sosyal devlet mekanizmalarının güçlendirilmesini talep ediyoruz.


Ülkeyi yönetenler, yüksek enflasyona rağmen yıl boyunca asgari ücreti açlık sınırının altında bıraktı. Bugün bir ailede anne, baba ve iki çocuk çalışsa bile eve giren toplam gelir yoksulluk sınırının altında kalıyor. Adaletsiz vergi sistemiyle vergi yükü işçilerin, emekçilerin, emeklilerin ve dar gelirlilerin sırtına yıkılıyor.

Üstelik biz işçiler, sanki zengin olmuşuz gibi yılın ilk üç ayında bir üst vergi dilimine geçiyor, patronlarımızdan bile fazla vergi ödüyoruz. Gelirde adaletsizlik, vergide adaletsizlik, ülkede adaletsizlik aynı anda canımızı yakıyor. Kadınlar en büyük şiddeti yoksullukla yaşıyor.


KRİZİN BEDELİ PATRONLARA!

Son dönemde laikliğin savunulmasını suç gibi gösteren, laikliği savunanları hedef alan açıklamalar yalnızca Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı değil; aynı zamanda işçi sınıfının, emekçilerin, kadınların ve çocukların tarihsel ve evrensel kazanımlarını da tehdit etmektedir.

Laiklik; kaderciliğe, biat kültürüne ve sorgusuz itaate karşı emeğin hak arama iradesini büyütür. Laik bir düzende işçilerin örgütlenmesi, grev yapması ve hak araması günah olarak yaftalanamaz. Laik bir düzende iş cinayetlerinin failleri “kader”, “fıtrat” denilerek aklanamaz;

sorumlular somut hatalarını ve suçlarını “inanç” ile örtmeye kalkışamaz. Bu nedenle laikliği bulunduğumuz her yerde savunmaya devam edeceğiz.


LAİK YAŞAM, ÖZGÜR KADIN!

Ortadoğu’da savaşın genişlemesi yeni acılar ve yıkımlar demektir. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırıları emekçi halklara, kadınlara ve çocuklara daha fazla kan, gözyaşı ve yoksulluk getirecektir. Bizim tarafımız üreten emekçi halklardır; savaş politikaları değil, barıştır. Savaşın bedelini her zaman işçiler, kadınlar, çocuklar ve emekçiler öder. Emperyalist saldırılar durdurulmalı; bölgede ve dünyada barış ve demokrasi egemen olmalıdır.


Savaşa hayır!

Yaşasın dünya halklarının kardeşliği!

Biz kadınlar savaş istemiyoruz!


KADINLAR SAVAŞ İSTEMİYOR

Biz kadınlar biliyoruz ki hiçbir hak bize kendiliğinden verilmedi. Bugün sahip olduğumuz her hak, örgütlü mücadelemizin sonucudur. DİSK’li kadınlar olarak meydanlardan işyerlerine, fabrikalardan ofislere eşitlik mücadelesini büyütüyoruz; haklarımızı toplu sözleşmelerle güvence altına alıyoruz.

Bugün bir kez daha tüm kız kardeşlerimize çağrımızdır: Eşitlik için, özgürlük için, şiddetsiz bir yaşam ve güvenceli çalışma için örgütlenelim. İşyerlerinde, mahallelerde, hayatın her alanında yan yana gelelim. Çünkü bu düzeni değiştirecek olan biz kadınların örgütlü mücadelesidir.


Taleplerimiz:


İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Yasa etkin bir biçimde uygulanmalıdır.

ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi Türkiye Hükümeti tarafından onaylanmalı ve etkin biçimde uygulanmalıdır.

Toplumsal cinsiyet temelli suçlarda ve kadın cinayetlerinde cezasızlık haline, tahrik indirimi gibi uygulamalara son verilmelidir.

Kadın istihdamını artırma adı altında önerilen esnek çalışma biçimleri yerine kadınlar için tam zamanlı ve güvenceli istihdam olanakları yaratılmalıdır.


Kadınların işgücüne katılımının önündeki en büyük engellerden biri olan ve kadınlara özgü görülen bakım sorumlulukları için kamusal hizmetler artırılmalı; yerel yönetimler tarafından kreş, gündüz bakım evi, yaşlı ve hasta bakım evleri gibi merkezler açılarak herkesin ücretsiz yararlanabileceği bir hak olarak tanımlanmalıdır.

Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınan adil bir vergi sistemine geçilmelidir.

Yaşasın 8 Mart Yaşasın kadın dayanışması!

Yorumlar


bottom of page